27 Temmuz 2011 Çarşamba

insanlar farklı farklı

İnsanların bana ve Umut'a karşı tepkileri o kadar farklı oluyor ki artık söze başlamadan, ifadelerinden anlıyorum başıma gelecekleri. Bir kaç örnekte çok rahat toparlanayabilirim aslında genel görüntüyü
Mesela;
 İş yerimden biri,  bir gün yanıma gelip, "nasılsınız? "dedi durup dururken, halbuki sabah karşılaşıp konuşmuştuk bir iki cümle.
 "iyi" dedim, "sağolun", sonra kafasını yana eğip "çocuk nasıl?" diye sordu acıklı bir yüz ifadesiyle. Öğrenmiş Umut'un durumunu belli, o ifadedir bunun sebebi.  "iyidir" dedim. şen şakrak bir sesle, "keyfi yerinde çok şükür."  Şaşırdı, görmeyi beklediği ifade, duymayı beklediği sözler bunlar değil  "nasıl olsun, uğraşıp duruyoruz işte, hayat böyle ne yaparsın" gibi şeyler duymayı bekliyordu aslında. Karşılıklı dertleşelim, mümkünse bir iki damla yaş dökelim istiyordu anladım.  Karşılık vermedim, dönüp masasına gitti. Bu benim için çok üzülen, acımı benimle paylaşmak isteyen tip.  Sadece bana değil, hayata bakışı da bu, kaderci, arabesk. Kendince iyi insan, bence eksik insan...
Başka bir örnek;
Komşularımdan biri geçenlerde yanıma geldi, oğlan yürüteçte tüm gücünü kullanıp oradan oraya gitmeye uğraşıyor. Arkasından bakıp "canım yaaa" dedi. O ses tonunu biliyorum ben. "Canım yaaa = yazık ya" Halbuki o acıdığı çocuk inanılmaz bir gayret sergiliyor o anda. O'nu görmedi. Baktığı şey yürüyemeyen sakat bir çocuk. Halbuki benim için ha yürüteçte yürümüş, ha atom fiziğini keşfetmiş, o kadar mucizevi bir sahne gerçekleşiyordu.  Bu da acıyan tip, kendisi başına gelmediği için şükrediyor. Kendince iyi insan, bence eksik insan...
En son örnek;
İki gün önce yine kollarından tutmuş havuza sokup çıkartırken oğlanı, bizi uzaktan ilgiyle izleyen bir amca gördüm, daha önce hiç sitede rastlamadığım.  Bir müddet sonra yanıma geldi ve "siz ileride melek olacaksınız!" deyip gitti. Teşekkür ettim arkasından, duymadı...Güzel bir şey söyledi aslında ama aklıma hemen "senin annen bir melekti yavrum" repliğini getirdi. Yani amca bana diyor ki "bu dünyada çok çile çektim, mahvoldun, kahroldun, öbür dünyada ödüllendirileceksin". Tamam, inşallah zaten de, bütün anneler için geçerli değil mi bu ?  Kendince iyi insan, bence eksik insan...
Şimdi bir de benim açımdan bakın; Ben de herkes kadar yoruluyorum, her anne kadar acı çekip,suçluluk ve endişe duyuyorum, kimsenin çocuğunu, kimsenin anneliğini kendiminkiyle karşılaştırmıyorum. Ben de çocuğumu mutlu etmeye çalışıyorum, ileride ne olacağını ben de tıpkı kimsenin bilmediği gibi bilmiyorum. Ben oturup ağlamıyorum, dertlenmiyorum, aynı durumdaki annelerin yanına gidip ah vah çekmiyorum. aksine çocuğumla gurur duyuyorum, onu saklamaktansa herkes görsün istiyorum, Göğsümü gere gere "benim çocuğum engelli" diyorum. Kendime ve O'na hiç acımıyorum aksine bunun bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum.
O yüzden benimle ağlamaklı yüzlerle, iç çekerek, ölümden, hastalıklardan, tanıdıklarınızın Umut gibi çocuklarından, karanlık gelecekten bahsederek konuşmayın olur mu? Yapamadıklarımıza, sahip olamadıklarımıza değil, elimizdekilere sevinerek konuşalım, şimdiyi yaşayalım.
Bir arkadaşım "senin hayatın ne kadar renkli " demişti, aldığım en güzel iltifatlardan biriydi, başka bir arkadaşım  "hayatında elle tutulacak hiç bir şey yok, nasıl dayanıyorsun? "demişti ki aldığım en büyük hakaretti.
Kimi görebiliyor, kimi göremiyor, kimseyi suçlamıyorum, kızmıyorum, sadece eksik yanları olduklarını ve bir gün tamamlanacaklarını umuyorum.

2 yorum:

  1. Annenin hastalığına ÇOK üzüldüm. Ben de bu lafa çok bozulmuştum. Karşı tarafın bu şekilde kendini daha iyi hissedeceğini zannediyorlar herhalde. "Benim için üzülüyorlar" diye düşünmek kime iyi gelir acaba?

    YanıtlaSil
  2. Bakmakla görmek arasında ki fark bu galiba.

    YanıtlaSil