18 Haziran 2011 Cumartesi

orası neresi?

video

Feride bu bloğun bir okuru. Geçenlerde yazdığım "ışıl" isimli yazıya aşağıdaki yorumu yazmış. Teknik bir sebeple cevap yazamadım ama anlattıkları beni çok etkiledi.
Saniye benim eski bir arkadaşım. Ekteki videoyu çekip bu müziğin içini "umut" doldurduğunu yazıp bana yollamış.
Feridenin yazısını okurken hayalimde yeşillikler içinde bir yer canlandı ve fonda da Saniye'nin yolladığı Müzik. İki gönderi birbirine çok yakıştı, paylaşmak istedim.
Ve asıl önemlisi "Feride, hangi masal ülkesinden bahsediyorsun, lütfen söyle, atlayıp gelelim oralara!"


""""Isil burada olsaydi muhtemelen okula gidiyor olacakti. Ya kendi gibi engellilerin (engelli? yani "engeli gozle gorulen" aslinda) oldugu bir okula ya da herkesin karisik gittigi, birbirine destek olma ve kaynasma amacli bir okula gidecekti. Belki benim gonullu calistigim yere gelecek, grupla alisverise gidecek, alisveris yapmayi ogrenecek, belki benimle yine grup icinde yemek yapacak (hic kucumsenmesin, ne yemekler yapiyoruz biz) ve belki de dans edecekti (kimse dans ederken nasil gorundugunu onemsemiyor orda, herkes egleniyor, kac kere muzik sesinden degil de kahkaha sesinden hakkimizda sikayet oldu :)). Daha neler yapacakti kimbilir. Ve bu ailesine bir kurusa dahi mal olmayacakti. Ne adaletsiz degil mi dunya? Dunyanin baska koselerinde ondan cok daha kotu kosullarda olanlar var biliyorum ama su anda bu beni teselli etmiyor. Ama onu cok seven ve her zaman destekleyen bir annesi var, bu konuda benden sansli """"""

1 yorum:

  1. Burasi Almanya, sozunu ettigim yer de Theodor Fliedner Stiftung. Sadece engelliler degil, hastalar ve yaslilar da var. Burada uc temel ilke var: Normallik (Normal nedir? Biziz. Normalligin belli bir "norm"un icinde olmasi sacma degil mi? Ya da insanlari belli bir "norm"un icine sokmaya calismak? ) Bireysellik (yani insanlarin bireysel istek ve gereksinimlerine saygi duymak, onlari kabullenmek ve kendimizi ona gore ayarlamak. Bizim de birtakim bireysel gereksinimlerimiz oldugu ve bunlarin hayatin akisi icinde farklilasabilecegi ve yogunlasabilecegini unutmamak. Daha once kardesim icin tibbi bir ceviri yapmistim. Hic unutmuyorum, son derece saglikli, sportmen, orta yasli bir erkegin birden telefonun numaralarini cevirememesi ile baslayan Parkinson hastaligi surecini anlatiyordu) Ucuncu ilke de Sosyal integrasyon (her bireyin toplumsal yasama katilmasinin bir "hak" oldugu gerceginin unutulmamasi.) Almanya'da yasadigim icin uzuldugum anlar oluyor, ya da geri donmek istedigim anlar. Ama sonra dusunuyorum ve her alanda sosyal bir devlet goruyorum, Cocuklarimin burada buyumesini daha dogru buluyorum. Bu arada ben engelli kelimesini hic sevmem. Evet belki dogru ve uygun bir kelime ama sadece belli bireylerin uzerine yapistirilmasini cok iki yuzluce buluyorum. Biliyor musunuz Tatli Yanak'in annesi (esim ileride Umut'un bu isim yuzunden bana sinir olacagini soyluyor, kiz ismiymis!) su anda benim iki kizim da (10 ve 8 yaslarinda) arkadaslarinda yatiya kaliyorlar ve cok mutlular. Peki ben? Esimle uzun bir yuruyuse ciktik, arkadaslarimiza ugrayip cay ictik, hatta esim su anda izlemek icin film ariyor. Birakin film izlemeyi ben nefes almakta zorlaniyorum, utanmasam oturup aglayacagim. Iste buyrun benim engelim, cocuklar gozumun onunde olmayinca her an baslarina bir felaket geleceginden korkuyorum, ne sacma degil mi? bunu onlara belli etmemek icin caba harcamak beni ne cok yoruyor biliyor musunuz? Ya da esimin cocukluktan beri en yakin arkadasinin esinden bahsedelim, ustelik bir doktor, eli yuzu duzgun, herkesin imrendigi basarili biri. Gunde yuz kere ellerini yikar, hersey hijyenik temizdir ve bu hijyen bozulacak diye evlerine hic misafir gelmez. Bu da bir engel degil mi? Esimle arkadasi ya saatlerce telefonda konusurlar ya da o bize gelir hep. Benim en yakin arkadasimdan bahsetmemek olmaz degil mi? Sevgi dolu, icten, yardimsever bir arkadas, ama oglunun karnesinde 2 (en iyi not 1 burada) gormek onu mahveder, bunalima girer, telefonlara bakmaz, basi agrir, yuzu solar, surekli esiyle tartisir. Yuruyemeyen engelli, biz degiliz degil mi? Kizimin sinifinda okula tekerlekli sandalyede gelen Enya engelli, ama herkesi itip kakan, dalga gecen bu yuzden pek sevilmeyen Moritz saglikli.... Disaridan bakildiginda sansli, hayati kolay, saglikli, "normal" insanlar, cunku engelleri gozle gorulmuyor... Belki haksizim, yanlis dusunuyorum ama benim fikrim bu. Affedin, cok uzun yazdim, artik film izleyebilirim :)

    YanıtlaSil