Küçük ama çok küçük adımlar atmayı keşfetmiştim bir zamanlar. Anı yaşamayı öğrenmeye başladığım zamanlardı ,yani 5 sene öncesi. Sırtımda içi ağzına kadar dolu çanta kucağımda kiraz dudaklı, saçsız, kaşsız, kirpiksiz bebek.Arabanın içi en az 15 gün hastanede kalmamıza yetecek kadar eşya dolu."İlk önce merdivenleri düşün" derdim kendime "atacağın ilk küçük adım bu".Önümüzde uzun ve zor bir kür olacak. Sonrasını düşünme, yarın ilaçtan sonra kusmaya başlayacağını düşünme, sadece merdivenler çıkılacak, küçük adımlar küçücük. Şimdi sıranın bize gelmesini bekleyeceğiz, ikinci adımımız bu. Hayır kan değerlerinin dibe vuracağı günü düşünme, kapının koluna bak sadece, içeriye çağırılacağımız anı düşün. Sonrası sonranın işi....Tam 18 aylık tedaviyi tamaladık bu şekilde düşünerek. Bugün de bunaldığımda, birileri "belki" diye konuşmaya başladığında, her kontrol anında, yine bu yöntemi kullanıyorum, endişeleri öteliyorum. Önce merdivenler, sonra kapının kolu, küçük adımlar...