engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2010 Pazar

sol ayağım

Bu filmi seyrettiğimde çok gençtim, ne oğlan vardı ortada ne evlilik planları...
Yine de çok etkilendiğimi kafamın içinde bir yerlere kaydettiğimi hatırlıyorum. Bana oğlanın girdiği engel grubunun ana adını, Cerebral Plasy'i söylediklerinde bu film geldi aklıma. Detaylarını unutmuştum ama gerçek bir yaşam öyküsü olduğunu ve kahramanın başardıklarını hatırlıyordum.

Aradan seneler geçti filmi tekrar izleyecek cesareti bulabildim. İzlediğimde içim sevinçle ve umutla doldu. 11 kardeş arasında büyüyen, annenin muhteşem desteği ile hayat bulan, bütün aileyi çekip çeviren , aşık olup evlenen, kimsenin ona bakmak zorunda kalmadığı hatta onun kardeşlerine baktığı, ağır engelli olarak nitelenen CPli kahraman muhteşemdi.

Arılar bizim bildiğimiz tüm fizik kurallarının dışında yapıları oldukları halde uçarlar diye okumuştum. Kocaman gövdelerine, küçücük kanatlarına rağmen uçarlar. Uçmalarının tek sebebi de bizim fizik kurallarımızdan haberleri olmamasıdır.

Engelliler de tüm fizik kurallarımıza rağmen yaşarlar, hem de çoğu normal insanı utandıracak kadar başarılı olarak.



20 Nisan 2010 Salı

Keşke herkes onlar kadar mutlu olsa

Oğlanı bir yaz boyunca özel bir rehab. merkezinin havuzuna hidroterapi için götürdük. Kurumun yan binası akıl hastanesiydi, bizim binanın bahçesine bakan tek bir penceresi vardı. O pencerede çubuklu pijamalı bir adam durur, bana çocuğu kime götürmem gerektiği ile ilgili tavsiyelerde bulunurdu. "tamam" derdim hep "götüreceğim" Sonra araştırdım söylediği yerler gerçekten var ve bahsettiği Dr'larsa hakikatten o yerlerde çalışıyor. O dışarıda olmak için fazla akıllıydı ben de onu ciddiye almayacak kadar deli.
Kurumun üst katında ise 15-25 yaş arası göya "zeka engelliler" için kurulmuş bir sınıf vardı. Çok değil 20 kişi kadardılar. Ben ömrümde bu kadar çok eğlenen bir grup görmedim. O kadar çok gülüyorlardı ve o kadar farklı bakıyorlardı ki herşeye, hemen onların yaşayan en mutlu insanlar olduklarını anlıyordunuz. Mesela iki oğlan vardı hep beraber dolaşan, bir çeşit siyam ikizi. Aralarında en az 20cm boy farkı vardı ama sürekli hangisinin daha uzun olduğunu soruyorlardı yanlarından geçene. Sorulan kişi "akıllı" dediğimiz mutsuz çoğunluktansa hemen uzun olanı gösterip "o" diyordu. Ama çocuklar bu cevabı yeterli bulmayıp en yakın ağacın altına gidip "peki şimdi?" diye soruyorlardı, Sonra pencerenin altında bir daha "peki şimdi?" , sonra kapının eşiğinde "peki şimdi?" Muhteşemm bir bakış açısı.
Başka bir tanesi ,Edward, bana yazdığı şiirleri okuyordu, alkışlamam şartıyla... Eskaza yanımızda fotograf makinası varsa zaten ortalık bir anda birbirine giriyordu, hemen senaryo yazılıyor, iki dakikada roller paylaşılıyor, fotoroman çekimine başlıyorduk. Sonra fark ettik ki onlar varken etrafımızda çok eğleniyoruz, başka bir boyuta geçiyoruz, kısacası mutlu oluyoruz, çünkü onlar mutlular. Bunlar dışlanan, haklarında konuşulmayan, gizlenen, utanılan insanlar, halbuki hepimiz gibiler, hatta çok ama çok daha mutlular.